38 yaşındaki Emel Kale, köydeki manda sürülerinin sütünden hazırladığı yoğurdun, kanser hastalarına, yaşlılara ve çocuklara 24 saat içinde şifa deposuna dönüşebildiğini iddia ediyor. Sözlerini verdiği sokak köşesinde, “Cumhurbaşkanımızın sevdiği yoğurt, kaymak burada yapılıyor, ben yapıyorum. NATO toplantısında liderler yoğurdumuzu tatmışlar, beğenmişler” diyerek, ürünün doğal ve temiz olduğunu vurguladı. Ancak, bu iddiaların doğruluğu konusunda ilk bakışta şüphe var, çünkü kimse ameliyat sonrası yoğurdun etkisini deneyimlemediği için gerçekliği sorgulanıyor…
Manda yoğurdu, üreticinin sözlerine göre, sütü süzdükten sonra kaynatıp belirli bir dereceye getirip mayalıyor. 2,5-3 saat içinde mayalanıp dinlendikten sonra dolaba koyuluyor ve bir gün sonra dağıtılıyor. Bu sürecin içinde, manda sütünün inek sütüne göre çok yağlı olması, ancak kalsiyum ve mineral açısından zengin olması öne çıkıyor. Bu yüzden bağışıklık sistemini güçlendiriyor; ağır kanser hastaları, yaşlılar ve çocuklar özellikle tercih ediyor, diye söylüyor. Ancak, bu bilgiyi doğrulayan başka kaynak yok, bu yüzden net bir gerçeklik yok, bilinmiyor.
Ürün çeşitleri ve fiyatları da dikkat çekiyor. Emel Kale, üç çeşit manda yoğurdu yapıyor: biri saf manda sütünden, diğeri yarım yağlı kaymak altı sütüyle, diğeri ise inek sütüyle karıştırılmış manda sütünden. Karışık yoğurdu 3 kiloluk bakırlara yapıyor ve fiyatı 250 TL. Manda yoğurdunun kilosu 200 TL, kaymak tabağı 600 TL, tereyağı kilosu ise bin 200 TL. Türk Hava Kurumu’na gelen gençlerin aileleri aracılığıyla Hatay’a bile gönderdik, diyor. Uzak yerlerden gelenler yanlarına buz kalıbı koyup öyle götürüyorlar, anlatıyor. Bu fiyatlar, özellikle yaşlı ve kanser hastaları için yüksek olduğu için, tüketiciler bu ürünleri alışverişlerinin bir parçası yapıyor.
NATO toplantısında liderlerin yoğurt tatması, Emel Kale’ye farklı bir prestij katmış. Kendisi, “Özel yapan, doğal ve temiz yaptığımız için özelliği ondan geliyor” diyerek, ürününün kalitesini vurguluyor. Ancak, gerçek bir bilimsel kanıt olmadığından, bu iddiaların doğruluğu hâlâ belirsiz. Öte yandan, halk sokağından gelen söylentilere göre, yoğurtun bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hastaların 24 saat içinde iyileştiği bilinmiyor.
Yaşlıların, kanser hastalarının ve çocukların yoğurdu tercih etmesi, sadece bir tıp tedavisi değil, aynı zamanda kültürel bir ritüel gibi görünüyor. İnsanlar, yoğurdu bir şifa kaynağı olarak görürken, Emel Kale’nin de tedarik zincirinde yer alması, yerel ekonomiye katkı sağlıyor. Hepimizin sorusu: Bu yoğurt gerçekten 24 saat içinde şifa deposuna dönüşüyor mu, yoksa bir reklam mı? Sizin de görüşleriniz var mı? Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber